on zamanlarda yapılan yeni çalışmalarla birlikte literatüre Teşkilat-ı Mahsusa ile ilgili olarak bilgi yüklemesi yapılmaya devam edilmektedir. Fakat ne yazık ki piyasada ve literatürde bulunan Teşkilat-ı Mahsusa çalışmalarının bir kısmı Hollywood’vari James Bond filmlerini andırmaktadır. Oradan oraya uçup kaçanlar, havalarda uçuşup yerlere konanlar… Türkiye’de art niyetli veya yeterli seviyede bilgi sahibi ol(a)mayan çevrelerce, bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde Enver’in gizli ordusu, kontr- gerilla’nın atası, gizli istihbarat teşkilatı gibi ibarelerle piyasaya sürülen popüler çalışmalar -siyah sancaklılar, aksaçlılar, Türk derin devleti, Türk devletlerinin gizli teşkilatı- gibi süslendiği zaman tabii ki oldukça dikkat çekmekte ancak tamamıyla hayal ürünüdür.

Peki, Teşkilat-ı Mahsusa nedir? Öncelikle bu soruya cevap vermekte fayda var. Teşkilat-ı Mahsusa 1000 yıllık bir örgüt değil, 2000 yıllık hiç değildir. Teşkilat-ı Mahsusa’nın içerisinde siyah güneş gözlükleriyle ve kırmızı lazer özellikli saatlerle görev yapan personelleri de yoktur. Hele ki Teşkilat-ı Mahsusa’yı bilindiğinin aksine bir istihbarat örgütü olarak nitelendirmek sanırım büyük bir haksızlık olacaktır. Ama şunu söyleyebiliriz, Teşkilat-ı Mahsusa büyük bir devlet birikimi dâhilinde oluşturulmuş, Türk Devletlerinin idaresinden çeşitli tecrübeler çıkarmış, e siyah güneş gözlükleri olmasa da bellerinde birer altı patlarları olan vatanperver ve entelektüel Osmanlıların örgütüdür. Örgüt dediysek, sakın Ermeni soykırım iddialarını nasıl savunacağız diye yırtınarak, Teşkilat-ı Mahsusa’dan gizli bir örgüt çıkarmak isteyenlerin hayal ettiği gibi bir örgüt tasavvur etmemek gerekmekte. Aslına bakılırsa, Teşkilat-ı Mahsusa ilk kez 1911 Trablusgarp Savaşı sırasında gönüllülük esası üzerine temellendirilmiş, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş safhasında yer alarak I. ve II. Balkan Savaşları sırasında kendini gösterme fırsatı bulmuş ve bütün dünyanın birbirini boğazladığı; Türk Milleti’ne ve İslam âlemine ise hiç bir yaşam hakkının tanınmadığı, I. Dünya Savaşı’nda kimi zaman Fas’ta, bazen Trablus’ta, Bingazi ve Mısır’da, Sudan’da ve Habeşistan’da hatta bütün Kuzey Afrika’da gayrinizami harp faaliyetleri yürütürken bunun yanında istihbarat ve propaganda faaliyetleri de yürüten; Müslümanların uhuvvetini ve emperyalizme karşı mücadelesini organize etmekle mesul bir birim. Tabii, bu birim gizli falan da değil. Harbiye Nezareti’ne bağlı, personellerinin devletten birer maaş aldığı -gerçi milletin ve devletin zor zamanlarında maaş alabildikleri de söylenemez ya neyse- resmî bir daire.

Yazının devamı İttihat Dergisi Eylül – Ekim Sayısında…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir