Sunuş

İnanmaktayız ki söz kutsaldır, manası itibariyle, söyleyeni itibariyle, üslubu itibariyle, söyleniş şekli itibariyle… Ancak sözden kutsal olan aksiyonerliliktir. “Vatan sana canım feda, her şey vatan için” demek kutsaldır belki ancak bu uğurda adım atabilmek, söylemleri / sloganları hayata geçirebilmek çok daha kutsal bir konumdadır.

Bir nesil düşleyin, vatanlarının batısında çetelere türemiş, hayatlarından daha şerefli gördükleri o mukaddes üniformaları çıkarmak uğruna Makedonya Dağlarına çıkmış olsunlar.

Bir nesil düşleyin, vatanlarının güneyinde işgal var ve devletlerinin bu işgale ses çıkarma şansı dahi yok(?). Bu nesil kendi imkanlarıyla Trablusgarp çöllerinde yağan bombalara gülümsemiş olsunlar. Tek gayeleri şehadet olsun bunu yaparken hem de…

Bir nesil düşleyin, tıbbiye de öğrenciyken Fransız dili ile yapılan eğitimin, milletlerinin geleceğine tehdit olarak gördükleri için sürgünlere gönderilmiş olsunlar. Gönderildikleri sürgünlerde dahi bir an olsun savaşlarında vazgeçmemiş olsunlar.

Bir nesil düşleyin ki, harp esnasında buldukları aşıyı ilk kendi kıllarında deneyecek kadar şerefli olsunlar.

Bir nesil düşleyin, Kafkas İslam Ordusunda kumandanlık etmiş olsun ve Bakü’yü düşman işgalinden kurtarmış olsunlar.

Bir nesil düşleyin ki kurdukları istihbarat ağlarıyla tüm dünyada İslami direnişler başlattırmış olsunlar. Amerika’da Muhammed Veli olup, Malcolm X yetiştirsinler, Trablusgarp’ta Ömer Muhtarlar yetiştirsinler, Sudan’da Mekaviler…

Bir nesil düşleyin, yenilmez denen İngiliz Donanmasını, yanında Fransız ve daha nice uluslar varken Çanakkale’de imha etmiş olsunlar.

Milli mücadele esnasında Hasan Tahsin olsunlar, Kafkaslarda Hacı Selim Sami olsunlar… Batı Trakya’da Süleyman Askeri, İstanbul’da kendi katline ferman veren Yakub Cemil olsun adları, Çegan Tepesinde mübarek kanını toprağa akıtırken geride kalanlara soylu bir kavga bırakan Enver olsun isterseniz adları…

Şerefli bir kavganın , Hak olan bir kavganın asil mücadelesini vermiş olan bu nesle isterseniz İttihatçılar deyin, isterseniz bir avuç tecrübesiz genç. Geleceğimize bir ışık yaktıkları, Milli Mücadelenin fitilini ateşledikleri, Milli Mücadele sonrası bu ülkenin kurucu unsuru oldukları su götürmez bir gerçektir bugün.

Bugün slogan olarak ezberlemekten öteye gidemediklerimizi, hiçbir maddi karşılık beklemeden, makam uğruna veya tarihe yazılmak kaygısı gütmeden sadece imanlarının gerekleri olarak yerine getirmenin ve bu uğurda şehit, gazi, esir olurken amaçlarını milli kültür haline getirebilirsek ülkülerimizin ütopya olmaktan çıkıp gerçeğe giden bir köprü olduğuna tarihi tekrar tanık olarak kiralayacağız.

Ve dahi tarih denen müspet ilim, binlerce şerefli vakasına tanıklık ettiği bu necip milleti, hep Allah katında savaşan, bilgi üreten, kendisine ait olanı zaman zaman kaybetmiş dahi olsa tekrar elde etmiş kut’lu bir millet olarak yazmaya devam edecektir. Bu Yaratıcının tarihe yüklediği sorumluluktur.

Enes Şengönül