Gerek Azerbaycan’da gerek Türkiye’de gerek de Türk Dünyası’nın en ücra köşesinde, sizin isminizi duymayan, sizin faaliyetlerinizden haberdar olmayan çok az sayıda insan var. Biz yine de sizi, sizden dinleyelim mi? Türk Dünyası’nın fenomeni Ganire Paşayeva kimdir?

İltifatlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Öncelikle şunu belirteyim ki, Türk Dünyası bir ummandır, bense bu ummanda sadece bir damlayım! Eğer bu dünyanın gönül erleri bizim çalışmalarımızın, bu ummanda küçük dalgalara neden olduğunu fark etmişler ve bize büyük sıfatları yakıştırmışlarsa, bize de daha çok çalışmak, bu güveni sarsmamak ve hizmetlerimizi değerlendirenlere minnettar olmak düşer… Sorunuza gelince, Ganire Paşayeva Azerbaycan’da doğmuş, orada da yaşayan bir Türk kızıdır. O Azerbaycan ki, topraklarının yüzde yirmisi düşman işgali altındadır. Kendimizi tanımaya başladığımızda, vatan topraklarını müdafaa için görev üstlenmek zorunda kaldık; kendimizi, ailemizi düşünmeye fırsat bulamadık. Benim ve benim kuşağımın şiarı: “ÖNCE VATAN!” oldu. Vatan toprakları ayaklarımız altından kayarken, başka ne düşünebilirdik ki…

Ben üniversite sınavlarında Tıp Fakültesini kazandım, tıp mezunuyum. Lakin herkesin de bildiği gibi doktor olarak görev yapmadım. Çünkü ülkemin yeterince doktoru, tıp personeli vardı ve Azerbaycan’ın tıp doktorundan daha çok; haklı sesini dünyaya duyuracak cesaretli gazetecilere ihtiyacı olduğunu gördüm. Bu nedenle gazetecilik mesleğine, hem de televizyon gazeteciliğine başladım. Bu görevim gereği en sıcak çatışma alanlarında bulundum. Tevazu sahibiyim; ancak gazetecilikte büyük başarılara imza attım. Unutulmaz röportajlar, programlar hazırladım. Hem halkımızın doğru haber almasında hem de o haber ve bilgilerin yeni üslup ve yeni formda halka ulaştırılmasında katkılarım oldu. Halkımızın yeni estetik değerlerle tanışmasında, bunun yanında vatandaşımızın sesinin duyurulmasında, halkın sesinin dünyaya iletilmesinde gücüm yettiği kadar hizmet etmeye gayret ettim. Eğitimimi devam ettirdim. Tıp Üniversitesi’nden sonra Bakü Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okudum. Sonra Devleti Yükseltme Akademisinde (Dövlet İdareçilik Akademisi) doktora yaptım. Siyası Bilimler Doktoru, Doçentim. Üniversitelerde dersler verdim. Ama şimdi işlerimin yoğunluğundan dolayı dersler vermiyorum.

Nihayet, gazetecilik ve siyaset ile iç içe olmak, benim hayatımda bambaşka bir yolu açtı, siyasete atıldım ve Milli Meclise girdim. Üç dönemdir Azerbaycan Milli Meclisinde Tovuz Milletvekili olarak görev yapıyorum. Yeri gelmişken, bana inanan, güvenen, seçimlerde oy veren hemşerilerime sizlerin aracılığı ile bir kez daha teşekkür ediyorum. Asıl olan millettir, biz milletin vekiliyiz; daha doğrusu hizmetkârıyız. Ben bu düstur ile yola çıktım ve kendimi hem Azerbaycan’ın hem de bütün Türk Dünyasının vekili, hizmetkârı olarak görüyorum. Türk milletinin bir mensubuysam; Altaylardan Tuna’ya kadar yayılan bu büyük milletin bir evladıyım demektir. O nedenle nerde mazlum bir Türk varsa, ben onun da vekiliyim.

Yazının devamı İttihat Dergisi Eylül – Ekim Sayısında…

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.