Tarihe mal olmuş insanların bir kısmı övülerek yüceltilir, bir kısmı da yerilerek küçültülür. Fakat bazen de öyle farklı hadiseler ve şahsiyetler çıkar ki nasıl bir hüküm verileceğine varılamaz. Çünkü o insana atfedilecek bir kusur aranırken, meziyetleri o kadar yücedir ki, o yücelikler onun önüne geçer. İşte bizim tarihimizde de bunun en güzel örneğini sergileyen öyle bir şahsiyet vardır ki; ne kadar küçültmeye çalışırlarsa, meziyetleri onu o kadar yüceltmektedir. Bu şahsiyet şüphesiz Enver Paşa’dır. Enver Paşa, ulu hakana karşı çıkan bir eşkıya, Osmanlıyı yıkan başarısız bir subay, Alman işbirlikçisi, hayalperest, ve Sarıkamış Harekatında ordusunu tek kurşun atmadan heba eden bir komutandır. Kronolojik bir tarih okunmasından çıkan sonuç budur. Fakat Altan Çetin’in de ifadesiyle şahsiyetleri tarihte okumak onların kronolojisini okumak değil manasına müdrik olmaktır. Yani zahirin arkasındaki manayı idrak etmek ve şahsiyeti zamanın gerçekliği içinde değerlendirmektir. Osmanlının son dönemi birçok acının yanında bu acıların yoğurduğu insanların devleti yaşatmak için verdikleri destansı mücadeleye şahitlik etmiştir. Bu mücadele öyle şahsiyetleri bünyesinde barındırmıştır ki hiç birini bir diğerinden ayırmak zahiren mümkün değildir. Çünkü hatalarıyla yanlışlarıyla bu şahsiyetlerin ortak bir gayesi vardır. Bu gaye Devlet-i Aliyye-i ayakta tutmaktır. Fakat bu onlar için hiç kolay olmayacaktır.

Yazının devamı 3. Jöntürk Harekâtı Dergisi Nisan Mayıs Sayısında…