Sultan II. Abdülhamit’in 1878 yılında Kanun-i Esasi’yi askıya alıp, yönetimi sıkı bir şekilde ele alması neticesinde, karşı bir reaksiyon olarak eskisine nazaran daha geniş, daha birikimli ve örgütsel bir muhalefet ortaya çıkmıştır. Yakın tarihimiz içerisinde, Türk siyasetinin şekillendirilmesi bakımından yenilikçi kuşağın ikinci ayağını temsil eden bu muhalif Jön grubu, 1889 yılından itibaren etkinlik göstermeye başlayan, dönemin Harbiyeli ve Tıbbiyeli öğrencilerin başını çektiği siyasi bir örgüttür. Bu grup Sultan Abdülhamit’in anayasayı askıya almasından sonra, ülke genelinde baskıcı bir rejimin ortaya çıkması, dış siyasi meseleler ve azınlık isyanları gibi bir takım konularda tartışıp, kendi içlerinde çözüm aramaktaydılar. Sosyal hayatlarında, memlekette neredeyse herkesin birbirini jurnallediği,  basın sansürleri ve özellikle rol model aldıkları reformist aydınların sürgün meseleleri, kendi içlerinde hedef ve düşman yönünden bir konsensüs sağlayabilmelerine olanak sağlamıştır. Siyasi düşüncelerini kendi memleketlerinde ifade edebilmekten alıkonulan Jönler, bir takım Avrupa ülkelerine giderek, tüm maddi imkansızlıklara rağmen, ellerinde olanın fazlasını gazete – dergi basım ve dağıtımına harcamışlardır.

Yazının devamı 3. Jöntürk Harekâtı Dergisi Nisan Mayıs Sayısında…