Avrasyacılık, Soğuk Savaş sonrası dönemde, klasik çizgisinden ayrılarak yeni bir söylem niteliğinde olarak, jeopolitik bağlamda daha geniş bir tasvir ile, SSCB dönemi Rusya’sının o sert köktenci siyasetinin dışına çıkarak, Neo- Avrasyacılığa evrilmiştir.

İşte bahsi geçen yeni hareketin mimarı olarak uluslararası çevrede de genel kabul gören isim Aleksandr Dugin’dir. Bu nedenle çalışma da Dugin’in konu hakkında ki tezleri ortaya konmaya çalışılmış, ayrıca Türkiye’de bu akımın özelikle ‘’Ulusal Sol’’cenahta nasıl karşılandığı, neden kabul gördüğü ve hangi argümanlar çerçevesinde kavramsallaştığı anlatılmaya çalışılmıştır.

1. Neo-Avrasyacılık

Avrasyacılık fikri özellikle 1990 sonrasında klasik söyleminden ayrılarak farklı bir boyut kazanmıştır. Yeni Avrasyacılık (neo-avrasya), Aleksandr Dugin’in çalışmılarıyla ve yoğun faaliyetleriyle kendini ortaya koymuştur. Dugin, her sahada; yani siyaset bilimi, felsefe, ekonomi, jeopolitik ve stratejik bilimler, din-devlet ilişkileri gibi hususlarda ve ülke-içi, BDT coğrafyası ve kıtasal düzeyde sistemli bir bakış geliştirmeye girişmiştir.

Dugin, Rusya’nın yapacağı tercihlerle ilgili üçlü bir şema çizmekte…Örneğin, dış politikada Batı, Sovyet, Avrasya seçenekleri veya iktisadî alanda kapitalist, sosyalist ve Avrasyacı ekonomik düzen. Ama bunların içinde öncekilerin denenmesi ve taşıdıkları pek çok yetersizlikleri sebebiyle sadece sonuncu şıklar tercih edilmelidir. Aslında Avrasyacılık bir tercih değil; Rusya için bir zorunluluk, ölüm-kalım meselesidir. Dugin, meseleleri hep bu açıdan ele almaktadır. Onun için Avrasyacılık, öncelikle Rusya’nın yeni milli mefkûresidir.

Yazının devamı İttihat Dergisi Haziran – Temmuz Sayısında…