“Bir elinde kılıç, bir elinde meşale olan bir ihtilalciydim.”
– Adil Hikmet Bey

İstihbarat kelimesi etimolojik açıdan Arapça istihbar, bilgi alma ve haber kelimelerinin çoğuludur. İngilizcede istihbarat kelimesinin karşılığı olan intelligence ise aynı zamanda akıl, zekâ, anlayış, haber manasına gelmektedir. Bu basit etimolojik bilgilere dayanarak istihbaratın sadece haber almaktan ibaret olmadığını, aynı zamanda bir akıl zeka işi olduğunu çıkarılmayabiliriz. Belki de istihbarat anlayışımızın temel problemi bu etimolojik karşılaştırmayla başlamaktadır
İnsanlığın ortaya çıkması ile birlikte “istihbarat” olgusunun da ortaya çıkmış olduğunu varsayabiliriz. Fakat istihbaratın bir bilim alanı haline gelmesi ise çok yenidir. Tıpkı uluslararası ilişkiler alanının içinde bulunduğumuz yüzyılın başına kadar tarih ve hukuk çalışmalarının bir parçası olarak görülmesi gibi, istihbarat da daha çok askerlerin işi olarak görülmekteydi. Bugün ise istihbarat; sadece ülkelerin silahlı kuvvetlerinin tekelinden çıkarak ileri teknolojiden nemalanan ve alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından oluşturulan stratejiler çerçevesinde oluşmaktadır.2

İstihbarat stratejileri belirlenirken dikkat edilmesi gereken temel nokta neyin bilinmesi gerektiğine karar vermek ve kaynakların en optimum şekilde kullanılmasıdır. Bununla birlikte istihbarat stratejileri oluşturulurken, devletlerin geleneksel milli kültürlerine göre şekillendiğini görebiliriz. Örneğin İngiliz istihbaratı kişilerin özel hayatlarıyla ilgi veri toplamaya, Amerikan istihbaratı ise amiyane bir tabirle telekulak gibi çalışmaktadır. Son olarak İsrail istihbaratı ise daha çok ekonomik kaynakların, banka hesaplarının, gelir gider indeksi gibi konular üzerine faaliyet yürütmektedirler.

Yazının devamı İttihat Dergisi Eylül – Ekim Sayısında…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir