“Millet-i Sadıka” unvanını taşımış, İmparatorluk bünyesinde bulunan onlarca tebaa içinde Araplardan sonra belki de en fazla değer verilen millet olmuş, bazı dönemlerde bir Türk Devleti’nde Türklerden daha fazla ayrıcalığa sahip olup da İmparatorluk döneminde yaşanan bazı olayların günümüze kadar tartışılmasına neden olan yegâne millettir Ermeniler.

19. Yüzyılda, Tanzimat’ın ilanından sonra, İstanbul’un mimari açıdan çehresini değiştiren Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan Sarayı gibi saraylar yanında birçok camiinin ve yapının altında imzası olan Balyan ailesi gibi birçok Ermeni de Osmanlı Sarayı dahil olmak üzere devlette yüksek memuriyetlerde bulunmuş, devlet bazında çok saygı görmeye devam etmişlerdir. Bu saygı kapsamında Osmanlı Devleti’nde Ermenilerden 22 bakan, 33 milletvekilli, 29 paşa, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos, 11 üniversite öğretim üyesi ve 41 üst düzey memur işbaşına gelmiştir.

93 Harbine kadar ufak tefek meseleler dışında pek de su üstüne çıkmayan Ermeni sorunu 1878 yılında imzalanan Berlin Antlaşması ile ayyuka çıkacak ve günümüze kadar gelen bir sorun olacaktı. 93 Harbine kadar daha çok Sırp, Makedon, Bulgar ve Yunanlarla mücadele ederken, Ermenilerin sadık kalması takdir edilmiş, devlet katında değer verilmeye devam edilmiştir. 93 Harbiyle birlikte Balkanlarda istediğini büyük ölçüde alan batılı devletler ve Rusya, bu sefer tebaadaki başka bir millet olan, Millet-i Sadıkayı yani Ermenileri kullanarak hasta adamı daha da hasta etmek için çalışmış, 1878’de başlayan Ermeni Sorunu, 1915’te zirve yapmış ve ne yazık ki günümüze kadar ulaşmıştır.

Yazının devamı İttihat Dergisi Haziran – Temmuz Sayısında…

Bir Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.