2O.asır Türklüğün kahramanlar geçididir. Kulaklarına kundağa belenirken ezan, kutsallara adanırken “Hiç karşılık beklemeden inandıkların uğruna hizmet edeceksin” düstûru,”Vazife uğruna gerektiğinde can vermek boynunun borcu” iksiri fısıldanan destanlardan taşan cilasunları tanıdı 20. asır. 16.yüzyıldan bu yana açtı insanlık kahramanlara, ölümle randevulaşan, kellesini koltuğuna gömüp, masal kahramanlarını kıskandıran hâki üniformalı delişmen ruhlu, çifte yürekli, benliğini adadığı değerlerde unutan şanlı Türk çocuklarına. Evlâd-ı Fatihan soyunun inanmış bir başbuğu etrafında harelenen bir avuç kahramanlardı onlar. İzmit’ten Mümtaz, Kastamonu’dan Halil ve Nuri, Eskişehir’den Hüsrev, Trabzon’dan Azmi, Libya’dan Şeyh Ahmet Sünûsi, Köprülü’den Yahya, Diyarbakır’dan Ziya, Gönen’den Ömer, Sarıgüzel’den Akif, Sapanca’dan Hakkı, Yenibahçe’den Şükrü, Nail, Yakup Cemil…

Kimisi doktor, kimisi zabit, kimisi destanlar şairi, kimisi tarihe kurşun kalemle altından daha sarı destanlar düşen edib, kimisi de kurşunu ile tarihi tersine döndüren, sivrisineği iki gözünün ortasından nişanlayan, hedefi vurduktan sonra gez-göz-arpacığı hatırlayan…

Yenibahçe’de hayata gözlerini açtı Ayıngacı oğlu Yakup Cemil. Her geçen gün uçuruma doğru giden bir devleti, yarınlarından umudunu kesmiş bir milleti, frengin Türk’e kâbusu Düyûn-ı Umumiye gibi bir illeti, Türk’e reva görülen zilleti tanıdı daha çocukluk çağında. Mahallenin bütün gençlerini yıldıran bir cesaretin, gözüpekliğin, korkusuzluğun ete kemiğe bürünmüş haliydi sanki bu acar çocuk. Hayatı Pangaltı’nda kesişti Türk’ün kadim mesleği ile. Osmanlı’nın iç acıtıcı,yürek dağlayıcı halini gördükçe biraz daha katmerlendi tetikle,namlu ile, kabze ile dostluğu. Geceler boyu dua etti inandığı o Sonsuz Güce:”Ulu Tanrı’m,efendisine silah doğrultabilecek kadar alçaklaşan güruh,tasmalı zağarlar ile hesaplaşmayı bu kuluna çok görme”yollu. Harbiye’de her gün öfke yuttu,kin tükürdü. Yaratan kabul etti dualarını, 1903 yılında Manastır’da konuşlanan 6. Nizamiye Piyade Tümeni’ne atandı. Komutanı görür görmez hayran kalacağı, kaderi belleyeceği Yüzbaşı Enver Bey idi.

Yazının devamı 3. Jöntürk Harekâtı Dergisi Şubat – Mart Sayısında…