Sedan Dağı mıntıkasına bir başıma tırmandığımda hava günlük güneşlikti. Sırt çantamı taze otların üzerine atıp bir sigara yaktım, yamaçtan fışkırmış gibi duran kaya parçasına iğreti iliştim. Sigaramın dumanı yükselirken her nedense başım dönmeye başlamıştı. Öyle ya; şehirlik yerden gelen kadına dağ havası fazla gelir. Sonra uğultu işittim. “Çete hayatında pabuç ayaktan çıkmaz, tüfek elden bırakılmaz.” Zeybeklerin pek meşhur darbımeselidir bu. Oysaki mola verdiğim kayalıkta topuksuz ayakkabılarımı birkaç dakikalığına çıkartarak ayak tabanlarıma soluk aldırmaya niyetliydim. Uğultu devam ediyordu. Ama hayır… Uğultudan çok fısıltı gibiydi. Sedan Dağı dile gelmişti sanki.

“Beni bırakmak istiyorlar!”

Ne oldu bilmiyorum. Günlük güneşlik hava birdenbire bozmuş ve dönmüştü. Şimdi hem yağmur bindirmişti hem de pus çökmüştü.

“Kimler bırakmak istiyor?” diye sordum.

Yazının devamı İttihat Dergisi Haziran – Temmuz Sayısında…