Siyasi tarihimizin en çok tartışılan isimleri için bir liste hazırlarsak, tartışmasız en başa Enver Paşa’nın adını yazmak icap eder. “Nedendir bilinmez Enver Paşa, memleketteki tüm olumsuz siyasi gelişmeleri açıklamak isteyenlerin olumsuzlama metaforu olmuştur” diye bir cümle kuracağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz! Zira nedenini biliyorum… Çünkü “kaybedenler” daima bedel ödemeye mahkumdur. Peki ya Enver, “kaybedenler kampı”nda mıdır?
El cevap: Yakın siyasi tarihimizi mensup oldukları ideolojileri meşrulaştırmak için mevzi mücadelesi olarak görenler için evet öyledir! Fakat bu tavır ahlaki değildir. Enver’in savaşı, Türk Milletinin savaşıdır. Enver’in kaybı Mustafa Kemal’in kazanımı; Enver’in kazanımı Sultan Abdülhamid’in kaybı değildir! Sultan’ın Enver’in ve M. Kemal’in kazancı da kaybı da Türk Milletinin hanesine yazılmıştır. Türk Milleti, savaşı kazandığına ve devletin beka sorunu ortadan kalktığına göre Enver’i “kaybedenler kampına” dahil etmek sorunlu bir okuma biçimidir. Dolayısıyla Enver’i tarihi bağlamından kopartıp, bugünün siyasi hesaplaşmasına kurban edince, kendi beceriksizliğimizi ortadan kaldırmış olmuyoruz. Üstelik bunu bir saplantı haline getirmek, hatta ülke siyasetinde herhangi bir olumsuzluğu izah için Enver Paşa’yı olumsuzluğun metaforu haline getirmek patolojik vakadır.

Evet, Enver Paşa eleştirilemez değildir! Fakat tabular ve ideolojiler arasında sıkıştırılmaya çalışan bir tarihçilik anlayışıyla Enver Paşa’yı okumak ve anlamak nafile bir uğraşı olacaktır.

Yazının devamı 3. Jöntürk Harekâtı Dergisi Nisan Mayıs Sayısında…