1911 yılında başlayan Trablusgarp Harbi Osmanlı-Türk tarihi için, XX. Yüzyıl’ın vukuu itibarıyla en sarsıcı ama sonuçları itibarıyla en hayırlı vakası olmuştur. Vukuu sarsıcı olmuştur çünkü Trablusgarp Harbi ile başlayan olaylar zinciri Balkan Harbi’ne ve Birinci Dünya Savaşı’na uzanmış, millet ve memleket yetiştirdiği en iyi evlatlarını bu iki savaşa kurban vermiştir. Sonucu hayırlı olmuştur zira tam bağımsız ve milli iradenin hakim olduğu genç Türkiye’miz bu sürecin sonunda kurulmuştur. Trablusgarp biz Türklere ve tüm İslam alemine Enver Paşa gibi bir mücahit ve Trablusgarp gibi bir mücahade ruhu kazandırmıştır. Balkan Savaşları, hususen I. Balkan Savaşı ise bu tarihsel sürecin önemli dersler içeren bir yaprağını teşkil etmiştir.

1912 senesi ülkemiz için kara bir yıldır. Gerek Türklüğün ve gerekse de Osmanlılığın en acı ve utanç verici olayları bu yılda yaşanmıştır. Bu yılı iyi okumak ve iyi anlamak Türk milletinin ve devletinin içinde bulunması olası gaflet anlarını savuşturmak, yaşanmadan önlemek için tarihi önem ifade etmektedir. Zira bu yıl içinde Arnavutlar devlete karşı ayrılıkçı bir isyana girişmiş, Halaskar Zabitan adlı bir ihanet çetesi türemiş, Halaskar Zabitan tarafından milli iradeye dayanan meşru hükümet düşürülmüş, meşru hükümetin yerine kurulan hükümet Meclis-i Mebusan’ın kapısına kilit vurmuştur. Akabinde yaşanan I. Balkan Savaşı’nda Türk askeri erzaksız, silahsız ve eğitimsiz bir şekilde cepheye sürülmüş; başında uygun komutanlar bulunmayan ordu bozgun halinde geriye kaçmıştır. Balkanlarda bulunan bazı Türk şehirleri düşmana direnmemiş ve düşmana mektuplar göndererek onları şehirlerini işgal etmeye çağırmış; hanımının, bacısının namusunu kendi elleriyle Sırplara, Yunanlara ve Bulgarlara teslim etmiştir. Gariban Türk, Boşnak, Çerkez ve Arnavut yani Müslüman köylüsü ordumuzun kaçarak boşalttığı yerlerde düşmanın insafına terk edilmiş; bu terk edilen yerlerde tecavüz edilerek, ipe çekilerek, hamile kadınların karınları deşilerek, derileri yüzülerek ve yakılarak infaz edilmişlerdir. Türkün vatanı ve namusu daha dün kurulmuş devletlerce payimal edilmiş, şerefi düşman süngüleriyle beş paralık hale getirilmiştir. Selanik, Üsküp, Manastır ve Yanya gibi özbeöz Türk şehirleri kaybedilmiş ve bugüne kadar düşman bayrağı altında yaşamaya terk edilmiştir.

Yazının devamı 3. Jöntürk Harekâtı Dergisi Şubat – Mart Sayısında…